Sedef Tedavisi

Tıp literatüründe psoriasis olarak adlandırılan sedef hastalığı genetik ve bağışıklık sistemlerimizin rol aldığı sebebini tam olarak bilemediğimiz kronik bir cilt hastalığıdır. Hastalığın doğası ve nedenleri üzerinde her yıl yüzlerce araştırma yapılmaktadır. Sedef hastalığı tarih boyunca ve günümüzde ünlüler, krallar ve önemli politikacılar dahil bir çok insanı etkilemiştir. Hipokrat öncesi ve eski Mısır’da hastalığı tedavi etmek için kedi dışkısı, deniz tuzu, kaz yağı, soğan, idrar, semen ve yılan zehiri çorbası gibi sıra dışı bir çok tedavi yöntemi kullanılmıştır. Daha sonraki yıllarda da sedef hastalığı  tedavisi için bir çok yöntem denenmiş fakat 20. Yüzyılda geliştirilen modern tedavi yöntemleri ile hastalık tedavisinde büyük başarılar elde edilmiştir.

Sedef hastalığı toplumda %1-2 oranında görülür. Genellikle 40 yaşından önce başlar. Erken yaşta başlayanlarda genellikle ailesel eğilim yüksektir. Sedef hastalığı ismini hastalığa bağlı lezyonlar üstünde bulunan skuamların sedef benzeri renkte olmasından almaktadır. Çocukluk çağında yetişkinlerden farklı olarak sedef lezyonları genellikle daha kaşıntılı, ince, yumuşak ve az skuamlıdır. Vücutta yaygın olarak yerleşen küçük oval su damlası tarzında lezyonlar çocuklarda daha sık görülür. Bebeklik döneminde hastalık bez bölgesinde başlayabilir ve uzun süre yanlışlıkla pişik tanısı alabilir. Özellikle klasik pişik tedavisine yanıt vermeyen olgularda sedef akla gelmelidir. Yetişkinlerde özellikle saçlı deri, diz ve dirsekler hastalık başlangıç bölgeleridir. Ayrıca yetişkinlerde yaygın vücut tutulumu, püstüler form, eklem tutulumu ve avuç içi ve ayak tabanı tutulumu çocuklara göre daha çok görülür. Sedef benzeri renge sahip skuamlar içeren klasik sedef hastalığı lezyonları koltuk altı ve kasıklar gibi kıvrım bölgelerinde sadece kırmızı renkli kızarık alanlar şeklinde görülür.  Sedef deri ve eklem dışında tırnakları da tutarak şekil ve renk bozukluğuna yol açabilmektedir ve bazen sedefin tek bulgusu da olabilmektedir.

Sedef hastalığının nedeni tam olarak bilinemediği için küratif olarak adlandırılan tam tedavi günümüzde halen mevcut değildir. Bununla birlikte hastanın hayat kalitesini ciddi oranlarda düzelten çok çeşitli tedavi yöntemleri mevcuttur.  Tedavi yöntemleri hastanın yaşına, cinsiyetine, hastalığın tipine, tutulum bölgesi ve yaygınlığına göre oldukça değişkenlik göstermektedir. Sedef tedavisinde deriye yüzeyine sürülen topikal ajanlar, ağızdan tablet şekline veya deri/ kas içine verilen sistemik ajanlar, yapay güneş ışığı tedavisi olarak bilinen fototerapi  ve biyolojik ajanlar kullanılır. Biyolojik ajanlar sedef tedavisinde geliştirilen en son ilaçlardır. Genellikle diğer tedavilere direnç durumunda kullanılırlar. Bu tedavi yöntemleri tek başına kullanılabildikleri gibi genellik kombine olarak ta kullanılabilmektedir. Ayrıca sedef hastalığı tedavisinde alternatif tedaviler olarak doğal su kaynakları (Kangal balıklı kaplıcaları gibi) ve çeşitli bitkisel tedavilerde kullanılmaktadır. Hasta sağlığının korunabilmesi için bu alternatif tedavi yöntemlerinin mutlaka doktor kontrolü altında yapılması büyük önem taşımaktadır.

Hastalığın kronik doğası gereği hastalar zaman içinde yeterli bilgilendirme ve hekim takip eksikliğinden dolayı tedavilerden sıkılmakta ve tedavi uyumsuzlukları görülebilmektedir. Sedef tedavisinde hasta-hekim ilişkisi, hastalığın etkili şekilde tedavi edilebilmesi ve hastanın yeterince hastalığı ve tedavisi hakkında bilgilendirilmesi açısından çok önemlidir. Sedef hastalığı ve tedavisi konusunda yetersiz hekim hastalarda tedavi uyumsuzluğuna ve hastanın etkili tedaviye ulaşma süresinde uzamalara neden olmaktadır. Bu durumlar hastanın yaşam kalitesinde ciddi bozulmalara neden olabilmektedir. Bunun önüne geçebilmek için ülkemizde bir çok sağlık kuruluşunda sedef hastaları için özel sedef poliklinikleri kurulmuştur. Hastaların bu poliklinikler tarafından takip edilmesi hasta tedavi uyumunu ve böylece hasta yaşam kalitesini artıracaktır.

Sedef hastaları günümüzde hastalığın hangi tedavi yöntemiyle olursa olsun hastalığı vücuttan tamamen yok edecek bir tedavi yönteminin olmadığını bilmeleri gerekmektedir. İçeriği ve nasıl tedavi ettikleri belli olmayan çeşitli medikal veya paramedikal yöntemlerle hastaları tam tedavi edeceğini vaat eden kişi veya kurumların eline düşen hastalar maddi kayıpların yanında uygulanan yöntemlere bağlı olarak karaciğer ve böbrek gibi birçok organda meydana gelen hasarlardan dolayı yaşamlarını tehlikeye sokabilmektedir.

Yorum Yap